Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç “Nasıl olsa ileride toparlarım” düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. Oysa modern longevity yaklaşımı, yani sağlıklı yaşam süresini uzatmayı hedefleyen bilimsel yaklaşım, biyolojik yaşlanmanın temellerinin çok daha erken yıllarda atıldığını gösteriyor. Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Longevity yalnızca ileri yaş konusu değil. İnsan bedeni genç yaşta aldığı kararların sonuçlarını yıllar boyunca taşıyor” diyor.
GENÇKEN YAPILAN HATALAR SESSİZCE BİRİKİYOR
Gençlik dönemi çoğu insan için bedenin en güçlü, en dayanıklı ve en hızlı toparlanan dönemi olarak görülüyor. Geç yatılan geceler, düzensiz beslenme, uzun süre hareketsiz kalmak ya da yoğun stres çoğu zaman “nasıl olsa genciz” düşüncesiyle önemsenmiyor. Çünkü genç yaşlarda bedenin verdiği uyarılar genellikle geç ortaya çıkıyor ve sağlık sorunları uzun süre görünmez kalabiliyor. Acıbadem Life Danışmanı Dr. Halil Ertürk tam da bu nedenle gençlik döneminin gelecekteki sağlık durumunun şekillendiği en kritik süreçlerden biri olduğunu ifade ediyor.
Genç yaşlarda sağlık sorunlarının görünür olmamasının yanıltıcı olabileceğini belirten Dr. Ertürk, biyolojik yaşlanmanın çoğu zaman sessiz ilerlediğini söyleyerek “Bugün kendini tamamen sağlıklı hisseden bir gençte dahi düzensiz uyku, hareketsizlik, kötü beslenme ve kronik stres; metabolik bozulmaları ve biyolojik yaşlanmayı fark ettirmeden başlatabiliyor. İnsan vücudu yapılan her tercihin kaydını tutuyor” diyor.
GELECEĞİNİZE YATIRIMI KAS KÜTLENİZLE YAPIN.
Kas sağlığının yalnızca sporcular için değil, uzun ve sağlıklı yaşam açısından her birey için kritik olduğunu vurgulayan Dr. Ertürk, özellikle genç yaşta oluşturulan kas rezervinin ilerleyen yaşlarda büyük önem taşıdığını belirtiyor ve “İnsan vücudu yaklaşık 30’lu yaşlardan itibaren kas kaybetmeye başlayabiliyor. Bu nedenle gençlik döneminde oluşturulan güçlü kas yapısı; metabolik sağlığı, dengeyi, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Bugün yapılan direnç egzersizleri, aslında gelecekteki hareket özgürlüğüne yapılan yatırım anlamına geliyor” ifadelerini kullanıyor.
GENÇLİKTEKİ ALIŞKANLIKLAR BİYOLOJİK YAŞI BELİRLİYOR
Gençliğin yalnızca takvim yaşından ibaret olmadığını, günlük yaşam alışkanlıklarının hücresel yaşlanma hızını doğrudan etkilediğini belirten Dr. Halil Ertürk, sağlıklı yaşamın temel taşlarını şöyle sıralıyor:
Düzenli fiziksel aktiviteDüzenli hareket etmek, kalp-damar sağlığını desteklerken metabolizmanın daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda biyolojik yaşlanma hızını yavaşlatan önemli yaşam alışkanlıklarından biri olarak görülüyor.
Aerobik ve direnç egzersizleriAerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, direnç egzersizleri kas kütlesini koruyarak ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyeti ve metabolik sağlığın sürdürülmesine katkı sağlıyor.
Kaliteli uykuYeterli ve kaliteli uyku, bedenin kendini onarmasını destekliyor; bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Gerçek gıdaya dayalı dengeli beslenmeSebze, meyve, kaliteli protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli beslenme modeli; inflamasyonu azaltarak metabolik sağlığın korunmasına yardımcı oluyor.
Stres yönetimiKronik stresin kontrol altına alınması, stres hormonlarının vücut üzerindeki yıpratıcı etkilerini azaltarak hem zihinsel hem fiziksel sağlığı destekliyor.
Tütün ürünleri, alkol ve toksik maruziyetlerden uzak durmakSigara, yoğun alkol tüketimi ve çevresel toksinlerden uzak durmak; hücre hasarını ve oksidatif stresi azaltarak sağlıklı yaş alma sürecine katkı sağlıyor.
KRONİK STRES BEYİN YAŞLANMASINI DA HIZLANDIRIYOR
Genç yaşlarda stres çoğu zaman “geçici” ya da “önemsiz” bir durum gibi görülse de, uzmanlara göre beden ve beyin bu yükü sessizce kaydediyor. Özellikle akademik baskı, gelecek kaygısı, sosyal medya kaynaklı karşılaştırma hissi, düzensiz yaşam temposu ve sürekli tetikte olma hali gençlerde kronik stresin en yaygın nedenleri arasında yer alıyor.
Odaklanma kapasitesi, bilişsel performans, öğrenme becerisi ve duygusal dayanıklılığın da genç yaşta şekillendiğini belirten Acıbadem Life Danışmanı Dr. Halil Ertürk, “Gençlik döneminde yaşanan stres çoğu zaman hafife alınabiliyor. Oysa beden her stres yüküne biyolojik bir yanıt veriyor. Sürekli yüksek seyreden stres hormonları; uyku düzenini, dikkat kapasitesini, hafızayı ve metabolik dengeyi olumsuz etkileyebiliyor. Fiziksel aktivitenin beyin sağlığını desteklediği, kaliteli uykunun hafızayı güçlendirdiği artık çok iyi biliniyor. Buna karşılık uzun süreli stres, hem zihinsel performansı hem de biyolojik yaşlanmayı hızlandırabiliyor. Bu nedenle genç yaşta stres yönetimini öğrenmek, gelecekteki zihinsel ve fiziksel sağlık açısından önemli bir yatırım anlamına geliyor” diyor.
BİYOLOJİK SERVETİNİZE SAHİP ÇIKIN
Sağlıklı yaş almanın ileri yaşlarda alınan geç kararlarla değil; genç yaşta atılan doğru adımlarla mümkün olduğuna dikkat çeken Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk; “Çünkü gençlik yalnızca takvimdeki bir dönem değil, doğru yönetildiğinde geleceğe taşınabilecek biyolojik bir servettir. Modern longevity yaklaşımı yalnızca yaşam süresini uzatmayı hedeflemez. Asıl amaç sağlıklı geçirilen yılları artırmaktır. Hedef yalnızca uzun yaşamak değil; o yılları enerjik, üretken, bağımsız ve zihinsel olarak güçlü geçirebilmek. Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine, riskleri erken fark edip yaşlanmayı hızlandıran süreçleri yönetmek gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
